Quantcast
Channel: ZAMAN-YAZARLAR
Viewing all articles
Browse latest Browse all 11844

Mustafa Ulusoy - Şehri uyandıran kadınlar

$
0
0
Ay, dolunay safhasında; mevsim, güneşin dünyaya ışınlarını dik yollama safhasında; gün, gündüzün batnının yarılıp içinden çıkarılan gecenin yarısını iki buçuk saat geçme safhasındaydı.Temmuzun ağır havasından eser yoktu, baharın ılık ve ferah havasını yüklenmişti her zerre. Kim bilir nerelerden kopup gelen rüzgâr, şehrin sokaklarına ılık nefesini üfürüyor, açık pencerelerden evlere giriyor, perdeleri, tülleri havalandırıp odaları taze hışırtıyla dolduruyordu. Püfür püfür esen rüzgâr, birbirini tanımayan bilmeyen yüz binlerce evin, yüz binlerce odasını görünmez bir iple birbirine bağlıyor, onları aynı havayı soluma duygusuyla, aynı şehirde yaşama duygusuna ortak ediyordu.Birazdan önemli bir olay olacakmışçasına bir bekleyiş sessizliği vardı. Dünyada bir hal vardı. Kanat çırpmaya hazır bir gülümseme vardı.Bir kâseyi andıran gökyüzü envaiçeşit yıldızla doluydu. Yıldızlar, sayısız meleğin bineğiydi ve melekler nazarlarını yeryüzüne çevirmiş, nefisleriyle çetin bir mücadeleye girişecek insanları seyretmenin tenezzühüyle dolup taşmışlardı.Çoğunluğu kadındı...Uyanmayı ölüme bırakmayanlar, göz kapaklarının büyük ağırlığını sırtlamış yavaş yavaş açıyorlardı gözlerini. Şehre yüksekten bakan biri, evlerin yavaş yavaş uyandığını, birer birer yanan ışıklardan görebilirdi. Fark edebilirdi, her an yeni bir aydınlığın bir eve dolduğunu.Bu vakitte uyanık olanların çoğunluğu kadındı.Uyanır uyanmaz önce ellerini yüzlerini yıkıyorlar, sonra mutfağa seğirtip hummalı bir faaliyete girişiyorlardı. Harlı ateşin üzerine suyla dolu demlikleri, kızartma tavalarını koyuyorlar, çorbaları ısıtıyorlar, hamur işlerine koyuluyorlar, peyniri, zeytini, uyku mahmurluğuyla karışık tatlı bir telaşla sofralara diziyorlardı. Uyanık olan erkekler de yok değildi. Sigara tiryakisi olanlar, ciğerlerine tütün depolamak için pencere kenarlarına, balkonlara tünemiş vaziyette, dudaklarından kurtulan aheste dumanları seyre dalıp yükselen kıvrımlara umutlarını yükleyip göğe salıyorlardı.Yarım saat bilemedin bir saat sonra şehrin önemli bir kısmı kadınlar tarafından uyandırılmış olacaktı. Çoluğu çocuğu, genci ihtiyarı, kadını erkeği, zengini fakiri sinilerin, masaların etrafına dizilecekler, uzun sürecek çetin bir açlığa karşı önlerindekilerle şükre duracaklardı. Çay bardaklarıyla kaşık tıkırtıları, ağız şapırtıları birbirine karışacak, açlıktan korkanlar yiyeceklere, susuzluktan korkanlarsa suya abanacaklardı. Çorbaların, çayların, yeni pişirilmiş lokmaların, çöreklerin buğularıyla kokuları birbirine karışacak; şehrin yüz binlerce mutfağından yayılan yemek kokuları saracaktı etrafı.Sanırsınız bir şölen vardı şehirde. Bir gece şöleni.Benlikler, nefisler kendini oruca teslim edecek ve dinlenmeye çekilecekti. Zaman, sanki sonsuzluğun içerisinden çıkagelmiş, şehri büyüsüyle kaplamış, yumuşak dalgalar halinde şehrin kıyısına vararak en huzur verici şarkısını mırıldanıyordu.Hayat, huzura kavuşmuş seyrini sürdürüyordu on beş gündür. Hiç okunmadığı kadar Kur’an okunmuş, camiler hiç olmadığı kadar dolup taşmış, insanlar adeta birer meleğe dönmüştü on beş gündür. Nefislerinin isteklerine koca bir set çekip, ona teslim olmamayı tecrübe eden insanları ağırlamaktan sonsuz bir haz alıyordu o vakit şehir.Şehir duyarlı bir huzurla yıkanıp sırılsıklam olmuş, serinleyip hafiflemişti.Şehri mutlu eden başka bir şey daha vardı: Melekler. Şehrin üstünü ve çevresini saran sayısız melek de hiç olmadığı kadar neşeliydiler. Gizli ya da aşikar, O’na yapılan her duayı, O’nu anan her sesi, O’ndan talep edilen her isteği, O’ndan duyulan her memnuniyeti hummalı bir gayret ve şevkle, yorulmak nedir bilmeden arşa taşıyorlardı.Derken, ezanlar yükseldiŞehir kadar mutlu olan ve şehri daha da mutlu kılan biri daha vardı. Sedefli bir istiridye kabuğu gibi şehrin üzerine açılan ay, gümüşi ışıkları gecenin içinden serin bir yel gibi akarak, şehrin üzerine ağıyordu. Şehrin nuruydu ay.Derken, ezanlar göğün kubbesine doğru yükseldi, bini bir yerden. Mahalleleri, semtleri, cadde ve sokakları, sonra da şehirleri, ülkeleri birbirine bağladı, bir ve tek kıldı.Bir çay bardağının dibinde üç beş yudumluk çay vardı, içilmeyen. Meleklerin gözünde yaşlar vardı. Kiramen Kâtibin bir hatıra gibi yazdı bu anı. Bir hatıra gibi sakladı, kaydını tuttu defterinde.Bir gün hatırlanacaktı bu an. Belki de o kişiyi, sonsuzluğun kapısından içeriye buyur edecekti.‘Bakırköy Akıl Hastanesi’nden Anılar’Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nden emekli, sevgili ağabeyimiz, gönül ve irfan insanı Dr. Latif Ruhşat Alpkan’ın, Okuyan Us tarafından “Bakırköy Akıl Hastanesinden Anılar” isminde bir kitabı yayınlandı. Hastanedeki anılarını anlatan Dr. Alpkan, hastanedeki ünlü düşünen adam heykelinin (ki, Rodi’nin düşünen adam heykelinin kopyasıdır) yapım hikâyesiyle başlıyor kitabına. Kitap o kadar zevkle okunuyor ki, elinize alıp bırakamıyorsunuz. Size tadımlık bir bölüm aktarıyorum.“İsa, beş-altı ay önce bizim serviste yatmıştı. Çok tatlı, manik bir hastamızdı. Bulaşıcı neşesiyle tüm servisin maskotuydu. Dünyaya mutluluğu getiren bir peygamber olduğunu, İsa peygamber olduğunu söylerdi. Tedaviden sonra o aşırı neşesi kayboldu. Sıradan bir insandı artık. ‘Peygamber İsa’yı vatandaş İsa yapınca taburcu ettik.”Suriyeli şair Nizar KabbaniŞu sıralar zihinlerimiz Arap âlemiyle meşgulken, Arap şairlerin şiirlerini okumak istedim. Suriyeli şair Nizar Kabbani’nin Cezayirli halk kahramanı ve direnişçi Cemile Buhayrat için yazdığı şiirin bir kısmını paylaşıyorum. Tümünü bir yerlerden bulup okuyabilirsiniz.Adı, Cemile BuhayratHücre numarası doksanVehran’da savaş tutuklularındanYirmi iki yaşındaTapınağın kedileri gibi gözleriVe kara arap saçlarıYaz gibiHüzün çağlayanı gibiSu ibriği, bir de gardiyanBir el Kur’an’a dokunuyorBir kadın ilk sabahta“döneceğiz, diyor sana”Ayetler geçiyor dilinden hazinMeryem Suresinden, Fetih SuresindenAdı, Cemile BuhayratAteşle yazılmışYağmurla ıslanmış.

Viewing all articles
Browse latest Browse all 11844

Trending Articles


Mide ağrısı için


Alessandra Torre - Karanlık Yalanlar


Şekilli süslü hazır floodlar


Flatcast Güneş ve Ay Flood Şekilleri


Gone Are the Days (2018) (ENG) (1080p)


Yildiz yükseltme


yc82


!!!!!!!!!! Amın !!!!!!!!!


Celp At Nalı (Sahih Tılsım)


SCCM 2012 Client Installation issue