![]()
Adil bir seçimle cumhurbaşkanlığına seçilen Muhammed Mursi bir askerî darbe ile devrildi. Darbe sadece Mursi’ye karşı değil Müslüman Kardeşler’e karşı da yapıldı.Darbeciler, beşeriyetin zekâsıyla alay ederek, “Bir an önce demokrasiye geçeceklerini ve İhvan’ın seçime katılacağını” söylüyor, diğer yandan yüzlerce masum İhvan üyesini tutukluyor; “ifade özgürlüğünün teminat altında olduğunu” söylüyor, diğer yandan İhvan’a ait bütün iletişim ve haberleşme kanallarını yasaklıyor.” Bu apaçık hukuksuzluk ve zorbalık karşısında Batı dünyasının, ABD’nin, AB’nin takındığı tutum insanı iğrendiriyor. Demokrasi satıcısı Batılıların bu bezirganlığı, ikiyüzlülüğü vicdanları infiale sevk ediyor. Mursi’nin bu zorbalığı hak edecek hiçbir kusuru ve suçu olmadı. 1 yıllık görevi sırasında öylesine ahlak ve hukuk dışı oyun ve komplolarla yüz yüze geldi ki, hepsi utanç verici. Düşünün, kokuşmuş bir bürokratik merkez (askeri, sivil odaklar, yüksek yargı) halkın seçtiği meclisi iptal ediyor, anayasayı geçersiz kılıyor. Parlamentosu ve anayasası olmayan bir cumhurbaşkanı çıktı ortaya. Müslüman Kardeşler 85 yıllık büyük bir toplumsal hareket. Dünyada “Sosyal İslam”ın en iyi örneklerinden biri. Tüm İslam dünyasına yayılmış ve merkezi Mısır’dır. Kuruluş misyonu toplumu ahlakî, sosyal ve manevî yönden takviye etmek, yani sivil amaçlı. Zaman zaman yerinde, zaman zaman isabetsiz de olsa siyasetle ilgilendi. Ancak çift kutuplu bir dil kullanmadı; gizli ajandası olmadı; siyaseti reddederken gırtlağına kadar siyaset yapma kurnazlığına iltifat etmedi. Fırsat bulduğunda bazı üyelerini seçime soktu, bulamadığında kenarda durmasını bildi. Müslüman Kardeşler, hiçbir zaman şiddet ve teröre başvurmadı. Kendini zaptedemeyip silahlı mücadele veya teröre yeltenenlerle açık bir biçimde yollarını ayırdı, meşruiyet dairesinden çıkmadı. Sürgün hayatı yaşayan elemanlarının önemli bir bölümü Körfez monarşilerinde yaşamak zorunda kaldılarsa da entelektüelleri, kanaat önderleri krallıklara, monarşilere cevaz vermedi, otoriter rejimleri savunmadı. Bunun tek bir istisnası var, o da Allah rahmet etsin Suud Kralı Faysal idi. Faysal kraldı, ama bölgenin İslam’la dirileceğini biliyor, bu konuda İhvan’a güveniyordu. Rahmetli Seyyid Kutup’un tefsirini radyodan veriyordu. Anti Amerikancıydı, anti emperyalistti. 1973 petrol ambargosunda kendisiyle görüşmek isteyen Kissinger’i Riyad’da değil çölün derinliklerinde bir çadırda kabul etti. Kan ter içinde birkaç günde Kral’a ulaşabilen Kissinger “Ekselans beni niye buralarda kabul ettin?” diye sorduğunda şu cevabı verdi: “Biz bu çöllerden şehirlere geldik, petrole ihtiyacımız yok, gerekirse buralara dönebiliriz. Ama siz petrolsüz yapamazsınız.” Kissinger o saat Kral Faysal’ı küresel mafyanın listesine kaydetti. Bugünkü krallıklar, liberaller, solcular, milliyetçiler ve dünyanın mütegallibe güçleri, darbecilerin finansörü ve destekçileri. Mısır Selefileri, Ezher ve Kıpti Kilisesi’nin payına ise utanç düştü. (arun aleyküm!) Mursi’nin darbe ile devrilmesi 1997’de rahmetli Erbakan’ın dediği gibi “tarihsel yürüyüşümüzde sadece bir virgüldür”. Mursi, son konuşmasında Müslüman Kardeşler’i ve meşruiyetten yana olan Mısır halkını “barışçı direnişler”e davet etti. Bu, çok doğru ve yerinde çağrı. Mısırlılar darbeyi kabul etmeyecek. Ve inşallah Mursi’yi dinleyip barışçı direnişlere devam edecekler. Suriye’deki gibi silahlı mücadeleye girişme hatasına düşmeyecekler. Suriye muhalefeti iç savaş provokasyonuna düşmeseydi şimdi çoktan sonuç almış olacaktı. Vicdan sahipleri onların yanında. Sadece Mısır’da değil bütün İslam dünyası –silahlı mücadeleye girişmedikleri sürece- arkasında olacaktır. Asıl şimdi Mısır devrim sürecine girdi; bu Müslümanların kan dökmeden bölge ve beşeriyet adına ahlaki devrimleri olacaktır. Kazanacaklardır, çünkü meşruiyet ve ahlaki üstünlük Müslümanlardadır. Dinlerde aslolan “sabır”dır. Sabır zaferi Allah’a, seferi kula havale eden sürekli eylemdir. Laik-dünyevi hareketlerde ise aslolan “acelecilik”tir. “Allah sabredenlerle beraberdir!” a.bulac@zaman.com.tr