![]()
Eninde sonunda dünyaya yayılan ana para likiditesi kısılacak veya bu yöndeki beklenti tekrar güçlenecek. Türkiye, “Beleş Para Partisi’nin” (BPP) sonuna hazır olmalı. BPP bitince kısa vadede önce finans/varlık sonra mal piyasalarında yeniden fiyatlama süreci başlayacak. Ancak aşırı tepkiler, bu düzeltmeyi aşırı seviyelere sıçratabilir.Soru: Amerikan Merkez Bankası eninde sonunda tahvil alımlarını sınırlandıracak mı? Cevap: Evet. Soru: Amerikan Merkez Bankası, aşırı şişen bilançosunu da eninde sonunda kısmaya başlayacak mı? Cevap: Evet. Soru: Bu, dünya likiditesini nasıl etkileyecek? Cevap: Kısacak. Soru: Ne kadar kısacak? Cevap: Kısa vadede mi? Uzun vadede mi? Soru: Diyelim ki kısa vadede… Cevap: Olası bir senaryo şu: Önümüzdeki bir yıl içinde önce dolar likiditesinin büyümesi iyice yavaşlayıp ve sonrasında toplam bilanço daralmaya başlayabilir. Ancak, Euro ve yen likiditesinin yerinde kalması hatta bir miktar yükselmesi olası. Net olarak bakıldığında toplam likidite büyümesi bir miktar yavaşlayabilir. Ancak yine de aşırı yüksek seviyelerde devam edecek. Yeni FED başkanı her iki konuda da “piyasa dostu” olacağını, yani ilk başta Amerikan piyasasının sonra da dünya piyasalarının ayakta kalmasını amaçladığını gösterdi. Soru: FED’in bu duruşu sağlıklı bir duruş mu? Cevap: FED’in duruşunu, “kısa vadeli kurtarıcı” bir duruş olarak tanımlayabiliriz. Para basarak, büyümeyi o kadar olmasa da, en azından varlık piyasalarını ayakta tutmaya ve bu arada faizlerin daha fazla yükselmesini engellemeye çalışıyorlar. Soru: Ya uzun vadede? Cevap: Bir yıldan sonrasının ne olacağı konusu daha karmaşık. Amerika’daki canlanma ne kadar gerçek emin değilim. Avrupa zaten kötümser. Avrupa Merkez Bankası’nda, büyüme yakın gelecekte ciddi bir düzelme görecek, diyen yok. Tartışma sadece, “reel ekonominin kötü olması, hesapsız para ve mali genişlemeyi haklı çıkarmaz” diyen “muhafazakar” Alman ekolüyle “sisteme parasal destek elzemdir” modundaki Latin ekolü arasında seyrediyor. Dolayısıyla, Avrupa’da da piyasalara sağlanan parasal payandanın ne kadar devam edeceği belli değil. Japonya hem para hem maliye politikalarını sonuna kadar kullanmaya kararlı; ancak enflasyon (ve büyüme) konusunda güçlü sonuçlar alınacak mı belli değil. Sonuçta, toplam ana para (dolar, Euro, yen) likiditesinin ne zaman inişe geçeceği ve bunun ne hızla gerçekleşeceğini öngörmek zor. Soru: Yani, “ucuz para partisi” en az bir senesi kesin olmak üzere daha bir süre devam edecek diyebilir miyiz? Cevap: Evet. Ancak bundan daha önemli bir şey var. Soru: Nedir? Cevap: “Algılar”. Soru: Yani? Cevap: Piyasa realite kadar belirsizliklerden de beslenerek algı oluşturuyor. Bu da bazen aşırı tepkilere dönüşüyor; piyasalar “sinirli.” Şu meşhur “bono fiyatlaması değişiminin” ilk aşaması (eylüle kadar) büyük ölçüde algılardan kaynaklandı. Finansal piyasalar bazen uzun süreler boyunca süren aşırı ya da yanlış tepkiler verebiliyor. Bob Shiller bunları anlattığı için Nobel’e layık görüldü. Soru: Bu arada, merkez bankalarının “forward guidance” şeklinde bir nevi simyacılık aracını kullanmaya çalışmasının bir sebebi de bu mu? Cevap: Yani, merkez bankaları ileriye dönük inandırıcı (credible) taahhütlerde bulunarak piyasayı herhangi bir fiziksel araç kullanmadan yönlendirmeye çalışıyorlar bu dönemde. Yani sadece inandırıcılıklarını kapitalize ederek, “bir kuruş” harcamadan piyasaları etkilemeye çalışıyorlar. Soru: Tüm bunlar Türkiye için ne manaya geliyor? Cevap: Bence en önemlisi şu: eninde sonunda dünyaya yayılan ana para likiditesi kısılacak veya bu yöndeki beklenti/algı tekrar güçlenecek. Türkiye (ve diğer gelişmekte olan ülkeler) “Beleş Para Partisi’nin” (ona BPP diyelim) sonuna hazır olmalı. Soru: Yani? Cevap: Parti sona erdiği zaman ortaya çıkacak olası risklerini bertaraf etmeli. Soru: Ana riskler nedir? Cevap: Haziran sonrası gelişmekte olan ülke tecrübeleri kurlar üzerinde kısa ve uzun dönemli baskıların oluşabileceğini gösterdi. Bunu gerilmiş bir yayın bir an bırakılmasına benzetebilirsiniz. BPP bitince, aşırı değerli hale gelen kurun “denge” değerine doğru hareket edeceği kesin. Bu kısa vadede önce finans/varlık sonra mal piyasalarında bir yeniden fiyatlama süreci başlatacak. Ancak daha büyük risk yukarıda bahsettiğim aşırı tepkiler. Sinirli piyasalarda aşırı tepkiler bu düzeltmenin aşırı seviyelere sıçramasına sebep olabiliyor. Yani yayı bıraktığınız anda ilk aşamada sağda solda ne varsa kırabiliyor. Soru: O halde Türkiye ve gelişmekte olan ülkeler riskleri bertaraf etmek için nasıl bir hazırlık yapmalı? Cevap: Yayı gereksiz germeyeceksiniz. Kurun aşırı değerliliğinin bu seviyelerde kalması ya da artması, yani yayın aşırı gergin olması her zaman risktir. Janet Yellen’in yayın bir ucunu sıkı tuttuğunu düşünmek veya varsaymak doğru değil. Yayın diğer ucunu tutan yerel merkez bankaları kurun aşırı değerlenmesini gidermeli, yani gerilen yayı kapatmalı. Bu hem kısa vadedeki riskleri bertaraf eder hem de uzun vadeli dış dengenin sürdürülebilir ve büyümeden fedakarlık etmeden devam ettirilmesine yardımcı olur.