![]()
Esed ve rejiminin iki buçuk yılı aşkın süredir devam eden iç savaşta en çok korktuğu şeyin dış müdahale olduğunu, böyle bir durumun ortaya çıkması halinde ayakta kalmalarının mümkün olmadığını çoktandır iyi bildiklerini ve bunu da itiraf ettiklerini bu köşede en son geçen temmuzda yazmıştık.Esed, o zaman rejimin resmî yayın organı olan Tavra gazetesine verdiği demeçte bunu açıkça dile getirmiş ve şöyle demişti: “…hükümetimizin direnme gücü ve kararlılığını zayıflatabilecek tek faktör doğrudan yabancı dış müdahaledir. Ancak bu dış güçlerin muhalif hareket konusundaki farklı görüşler yüzünden mümkün görünmemektedir. Ne var ki, bu konuda birçok ülke mütereddit ve bunu reddetme durumunda. Bu yüzden bu safhanın üzerinden kararlılıkla gelebilirsek korkacak bir şeyimiz kalmaz.”Esed bu sözleri ederken şüphesiz hem diplomatik ve hem de askerî bakımdan en büyük destekçisi Rusya’nın bu konuda kendilerini yalnız bırakmayacağını, bu yüzden herhangi bir dış müdahalenin önlenmesi için Rusya’nın mutlaka elinden geleni yapacağını da biliyordu. Esasen Rusya baştan bu yana herhangi bir dış müdahaleye karşı olduğunu, bunu önlemeye çalışacağını defalarca ilan etmişti. Bu yüzden rejimin ve Rusya’nın müdahalenin önlenmesinde birlikte hareket edecekleri bilinen açık bir gerçekti.Rejimin 21 Ağustos kimyasal katliamına karşı Amerika’nın ortaya koyduğu muhtemel askerî müdahale tehdidi ile birlikte hem rejim ve hem de Rusya bu tehdidi nasıl boşa çıkaracakları konusunda fırsat kollamaya başladılar ve bu fırsatı da onlara Amerikan Dışişleri Bakanı Kerry’nin düşünmeden bir soru üzerine Londra’da ettiği şu sözleri verdi: “…Esed müdahaleden elindeki kimyasal silahların tümünü önümüzdeki hafta milletlerarası camiaya teslim ederek kaçınabilir; ama bunu yapmayacaktır; bu zaten yapılamaz.”Anlaşıldığı kadarıyla Kerry bugün bu sözleri ettiğinden dolayı pişman; zira bakanlığının sözcüsü ‘öyle demek istemedi; bu sözler varsayıma dayalı sözlerdi’ gibi savunmayla Kerry’yi korumaya çalıştı. Hatta sonraları Kerry’nin bu sözleri Obama’nın St.Petersburg’da Putin ile Suriye’deki kimyasal silahlar problemini konuştuğu gerekçesiyle haklı da çıkarılmaya çalışıldı.Bu konuda gerçek ne, henüz bilmiyoruz; ama bu sözler hem Rusya’ya ve hem de rejime kolladıkları fırsatı ziyadesiyle vermiş bulunuyor; zira Rusya bu sözlere dayanarak ortaya Suriye’nin kimyasal silahlarını milletlerarası denetime sunmayı, silahlarının tespitine ve imhasına izin vermeyi kabul eden bir teklif sunmuş, rejim de bunu kabul etmiş bulunuyor. Obama ise bu teklifin yapılmış olmasından ziyadesiyle memnun olmuş görünüyor, müdahaleyi gündemde tutmakla birlikte diplomasiye bir şans tanınması gerektiğini söylüyor ve en önemlisi Kongre’den istediği müdahale yetkisi görüşmelerinin şimdilik ertelenmesini istemiş bulunuyor.Böylece, ortaya yeni, belirsiz ve her şeyden önce rejime zaman kazandıran, Rusya’yı daha çok öne çıkaran, hak etmese dahi bu ülkeyi diplomatik anlamda güçlendiren, Suriye meselesinde bu ülkeyi daha çok söz sahibi kılan yeni bir durum ortaya çıkmış bulunuyor.Birçok şey bir yana, rejimin kimyasal silah konusunun denetimi ve imha konusu başlı başına ve belki de yıllara yayılabilecek muazzam bir mesele. Bu nasıl yapılacak, kim yapacak, nasıl imha edilecekler, denetim nasıl olacak, bugünkü iç savaş şartlarında bu mümkün mü, bu konuda Rusya ve rejime ne kadar güvenilebilir acaba? Sadece kimyasal silahlara odaklanmak, diğer silahların kullanımı ve bunların yol açtığı katliamları katliam ve acıları görmezden gelmek doğru mu acaba? Amerika, Rusya ve diğerleri bunu nasıl açıklayabilirler acaba?Rejim, Amerikan yönetiminin ‘sınırlı, dar kapsamlı, süreli’ ve son olarak Kerry’nin ‘inanılmaz derecede küçük olacak’ şeklinde nitelediği askerî müdahaleden bile bu kadar korktuğuna ve bunu önlemek için kimyasallarını feda edecek duruma geldiğine göre, düşünün askerî müdahale baştan bu yana güçlü ve kararlı bir şekilde ortaya konulsaydı, acaba bugünkü acı duruma gelinebilir miydi? Gelinmezdi elbette. İlgili ve sorumlu herkes rejimin amiyane tabirle ‘ancak sopadan anladığını’ baştan bu yana bilmeli ve ona göre hareket etmeliydi velhasıl.