![]()
Türkiye ekonomisi yeteri kadar istihdam sağlayabilmek için yatırım yapmak zorunda. Ama bunu finanse edebilecek kadar tasarruf yapamıyor.Yurtdışından tasarruf ithal etmek zorunda kalıyor. Bu dış kaynağın en önemli belirleyicilerinden biri ise ABD merkez bankası FED’in para politikası. Çünkü ABD ekonomisi dünyanın açık ara en büyük ekonomisi ve ABD Doları dünyanın dış ticaret finansmanında ve finansal piyasalarda en çok kullanılan (yatırım yapılan ya da borçlanılan) para birimi. Euro, yen gibi diğer rezerv paraların getirileri de zaten dolara uyuyor. Dolayısıyla, FED’in (ve diğer büyük merkez bankalarının) faiz kararları Türkiye ve benzer gelişmekte olan ülkelere gidebilecek kaynakların kendi evlerinde ne kadar getiri elde edebileceklerini gösteriyor. Bu ne kadar yüksek olursa başka ülkelerde risk almak için istedikleri getiri de yükseliyor. 2007 yılından beri FED faizleri neredeyse sıfırlamış durumda. Bankaların gecelik fonlama faizleri (yıllık bazda) 0 ile %0,25 arasında değişiyor. FED bir de üzerine ayda 85 milyar dolarlık devlet tahvili ve ipoteğe dayalı tahviller satın alarak piyasaya para veriyor. Bugüne kadar piyasalara akıttığı kaynak 3 trilyon doları geçti. Bu sayede 2012 yılı sonlarına doğru 10 yıllık ABD devlet tahvili getirisi %1,5’un, 30 yıllık ipotek kredi faizi de %3,5’un altına gerileyebildi (Grafik 1). Dış kaynakların kendi piyasalarındaki getiriler bu kadar düşünce de Türkiye ve benzeri gelişmekte olan ülkeler makul maliyetlerde bu kaynakları cezbedebildiler. Bu sayede ekonomilerinin yüksek büyüme hızlarını finanse edebildiler. Ne var ki, geçtiğimiz mayıs ayında FED piyasaların o ana kadar pek dikkate almadıkları bir konuyu bir anda gündeme getiriverdi. Henüz faizleri artırmayacağını ama 2013 sonuna kadar her ay vermekte olduğu aylık 85 milyar doları azaltabileceğini ve hatta tamamen sona erdirebileceğini söyledi. Peşinden de kıyamet koptu. Önce hareket edenin ihya olduğu piyasalarda yatırımcılar sona kalmamak için gelişmekte olan ülke piyasalarından çıkmaya başladılar. Hindistan’dan Türkiye’ye ve Brezilya’ya kadar birçok farklı coğrafyadaki ülkede hisse senetlerinin fiyatları düştü, tahvillerin getirileri yükseldi ve para birimleri zayıfladı. O günden beri FED harekete geçmiş değil henüz. Ama piyasalar hâlâ tedirgin. Finansal varlıklardaki değer kaybı durdu ama belirgin bir geri dönüş olmadı. Yatırımcılar endişeyle “Ok bir şekilde yaydan çıktı, artık eninde sonunda FED verdiği parayı azaltacak, sonra tamamen bitirecek, daha sonra da faiz artıracak, iyisi mi bu süreç bitene kadar risk almayayım, hatta arada fiyatlar yükselirse de biraz satayım.” diyor. Genel görüş bu. Herkes Godot’yu bekliyor. Önemli olan FED’in anlaşılmasıFinansal piyasalar tamamen beklentilerle hareket eder. Geçmiş veriler beklentileri değiştiriyorsa önemlidir. Dolayısıyla, önemli olan FED’in gerçekten ne yapacağı değildir. Piyasaların FED’in ne yapacağını doğru şekilde görüp ona göre hazırlıklarını yapıp yapmadıklarıdır. FED daha önce her ay 75 milyar dolar tahvil alımı yaptığı 2. parasal genişleme programını bitirdiğinde piyasalarda herhangi bir panik yaşanmadı. Çünkü FED bu programı başlatırken ne zaman bitireceğini de açıklamıştı ve o gün geldiğinde piyasalar hazırlıklıydı. Kimse alımlar devam edecek diye ek risk zaten almıyordu. Almadığı riskten de kaçması gerekmedi. Her ay 40 milyar dolar tahvil alımı ile başlayıp daha sonra alımların 85 milyar dolara yükseldiği 3. parasal genişleme programı ise açık uçluydu. FED ne zaman bitireceğini önceden söylememişti. FED’in mayıs ayındaki açıklamasına verilen tepki gösteriyor ki piyasalar programın 2013 yılı içinde değişikliğe uğrayacağına hiç de hazırlıklı değillerdi. FED’in açıklamasını takip eden 4 aylık bir süreçte yabancı yatırımcılar gelişmekte olan hisse ve tahvil fonlarında 73 milyar dolarlık satış yaptılar. Portföylerini yeni beklentilere göre ayarladılar (Grafik 2). Bundan sonrasına yönelik ana senaryo FED’in 2013 sonu veya 2014 başlarında ayda 10-15 milyar dolar bir miktarda tahvil alımlarını azaltarak piyasaya daha az para verecek olması. 2014 ortasında alımlar tamamen bitebilir ve 2015 son çeyreğinde FED bankaların gecelik fonlama faizini %0,5’e yükseltebilir. FED’in amacı bu beklentileri yanıltmak değil ve olamaz. Bünyesindeki güçlü araştırma ve analiz kadrosu ve geniş veri seti ile ekonomik gidişatı anlamaya çalışıyor. Bu yönde kendi beklentilerini ortaya koyarak yatırımcıların beklentilerini şekillendiriyor ve hazırlıklı olmalarını sağlamaya çalışıyor. Elbette ekonomi bazen FED’in beklentilerinden farklı hareket edebilir. O zaman da FED kendi beklentilerini değiştirmek zorunda kalabilir. Bu risk her zaman olacaktır ve dikkat etmek gerekir. Ama ekonomi FED’in yukarıdaki beklentiye uygun hareket etmesini sağlarsa Godot gelse de sorun yaratmaz. Bilinmesi gereken diğer önemli bir konu da piyasalarda beklentilerdeki olumsuz değişikliklere olumlu değişikliklerden çok daha fazla tepki veriliyor olması. Geçmiş verileri inceleyen akademik araştırmalar gösteriyor ki, olumsuz değişikliklere ortalamada 3 kat daha fazla tepki veriliyor. Mayıs ayındaki tepkiye de ve bundan sonra yaşanabilecek olanlara da bu şekilde yaklaşmak gerekir. EDİTÖRÜN NOTU: Godot, Samuel Beckett’in ünlü eserinde eylemsizliklerine yenilmiş insanların, Godot adında ne olduğunu bilinmeyen bir kimseyi veya “şeyi” beklemelerini konu alan absürt tiyatroda oyuncuların eylemi.