![]()
Perdeyi Bernanke açtı, kapatma kararını da yine Bernanke verdi. FED, geçen hafta, 2012 yılı Eylül ayında başlatılan, QE3 diye bilinen dolar sınırsız genişleme politikasını tersine çeviren kararı aldı. Sürecin gelecek sene başlatılması benim açımdan daha olası görünüyordu. Bernanke’nin görevi bırakıyor olmasının kararda önemli rol oynamış olması muhtemel.QE3 çerçevesinde bu aya kadar FED piyasayı 1 trilyon dolar fonlamıştı. Böyle olunca, Ekim 2008’de 1 trilyon doların altındaki FED bilanço büyüklüğü bugün itibarıyla 4 trilyon dolara yaklaştı. Çarşamba günkü kararla tahvil alımları azalsa da FED bilançosu büyümeye, biraz yavaşlayan bir hızla devam edecek. Karara göre, her ay toplam 85 milyar dolarlık tahvil ve ipotek bonoları alımı, 10 milyar dolar kısılarak 75 milyar dolara indirildi. Toplam 10 milyar dolarlık kısılma, devlet ve ipotek tahvillerinin her birinde, 5 milyar dolarlık eşit miktarda kısılmadan oluştu. Buna paralel olarak, FED’in piyasaları ve beklentileri yönlendirme politikaları (forward guidance) da kullanıldı ve Amerika’da işsizliğin yüzde 6,5’in altına inmesinden sonra da daha epey bir süre daha merkez bankası faizlerinin sıfıra yakın kalacağı belirtildi. Karar bir kişiye karşılık dokuz kişinin oyuyla alındı. FED Başkanı Bernanke, şimdiki başkan yardımcısı ve sonraki başkan Janet Yellen’ın da karardan hoşnut olduğunu açıkladı. Dolayısıyla, Yellen, ocak ayında başkanlık koltuğuna oturduktan sonra mevcut politika çizgisi devam edebilir. Bu ne demek oluyor aşağıda tartışacağız. ABD’deki ilk gündeki tepki, borsaların yükselmesi yönünde oluştu. İkinci gün borsalar yataya döndü denebilir. Faizler de (özellikle 5 ve 10 yıllıklar) bir miktar yükseldi. Yani sevinen borsalar oldu. Bu arada dolar güçlendi. Son günlerde hafif güçlenme eğiliminde olan altın, açıklamanın yapıldığı gün, gün sonu itibarıyla önceki güne göre yatay seyretti sonraki gün (perşembe) ise geriledi. ‘FED ne yapmak istiyor ve başarıyor mu?’ sorusu önemli. FED kısaca, normale dönmek istiyor. Bu şu demek: parasal genişleme şu ana kadar varlık piyasalarını ve ekonomik aktiviteyi destekledi. Dolayısıyla, borsalar hem likiditeden hem de ekonomik canlanmadan fayda görmüş oldu. Parasal genişleme aynı zamanda faizleri düşürmüştü. FED şu anda, bir taraftan parasal genişlemeyi yavaşlatmak (ve sonrasında beş senede dört kat büyüyen bilançosunu kısmak) istiyor. Ancak aynı zamanda, bu destekle yükselen borsaların ve ekonomik aktivitenin düşmemesini ve faizlerin de yükselmemesini istiyor. Bu sebeple, tahvil alımlarını kıssa da politika faizlerini daha uzun süre bu seviyelerde tutacağını “forward guidance” olarak piyasalara taahhüt etmeye çalışıyor. İlk bir iki günlük tepkilere bakılırsa, kısmi bir başarı da söz konusu; borsalar gerilemedi ancak faizler hafif yükseldi. FED’in önümüzdeki günlerde borsalardan çok faizleri izleyeceğini söyleyebiliriz. FED’in çarşamba günkü kararının bir başka önemli etkisi de gelişmekte olan ülkeler üzerinde bekleniyordu. Haziran-eylül arasında oldukça dalgalı günler geçirdikten sonra eylüldeki FED toplantısında rahatlayan gelişmekte olan ülke kurları, çarşamba günkü ilk tepkisi, yüzde 0,8 ile yüzde 1,2 arasında değer kaybetti. Bu durumu ben sağlıklı bir gelişme olarak görüyorum. Aşırı yüksek olmayan bir ilk tepki ile karşı karşıyayız. Görünen o ki, gelişmekte olan piyasalar ve o piyasaların yatırımcıları, kısılmayla ilgili hazırlıklarını yapmışlar. Türkiye’de siyaset arenasındaki değişimlerle cuma günü de TL’deki yukarı çıkış devam etti. Ancak Türk Lirası zaten aşırı değerlenmiş seviyede olduğu için ben bu gelişmeleri doğru yönde bir düzeltme olarak görüyorum. Dolayısıyla, Türkiye ekonomisinin direnci, eşzamanlı olarak iç ve dış şoklarla bir kez daha denendi ve ekonomik istikrar bir kez daha direncini gösterdi. Demek ki son yıllarda ekonominin temellerindeki düzeliş güçlü kalmaya devam ediyor. Gelişmekte olan piyasalar demişken, derecelendirmeler konusunun da yakından takip edilmesi gerekiyor. Derecelendirme kuruluşları, geçmiş tecrübelerine (hatalarına) binaen aşırı muhafazakâr olacaklar önümüzdeki dönemde. Bu, gelişmekte olan ülkelerin derecelerinde 2013’teki düşüşlerin devam edebileceği manasına geliyor.Önümüzdeki dönemYellen’ın başkanlık koltuğuna oturmasından sonra ne olur? Aralıkta düğmeye basılmasıyla, Amerika’da, tahvil alımlarının 2014’ün ilk yarısında sona erdirilebileceği görüşü de var. Buna karşılık, bu sürecin uzaması olası. Her hâlükârda, başlangıç kararının geçen hafta alınması, sürecin 2014 yılı sonuna kadar tamamlanabileceğini gösteriyor. Amerikan politika faizlerinin ise bir süre daha düşük kalması olası. TCMB üzerinde, TL’nin aşırı değerliliğinden kaybının önünün kesilmesi için faizlerin yükseltilmesi baskısı oluşacak. Oysa ABD için daha şimdiden, doların değer kazanmasının ekonomik canlanmayı boğabileceği şikâyetleri gelmeye başladı. Buna karşılık, aşırı dolar likiditesi sırasında aşırı değer kazanan gelişmekte olan ülkelerdeki hafif değer kayıplarını dahi aynı iktisatçılar “EM’ler çözülmeye başladı” diye yorumluyor. Türkiye’nin yaklaşan seçimlere rağmen, geçtiğimiz senelerde olduğu gibi, bir seçim ekonomisine girmemesi güzel. Hükümet bu konuda önceki hükümetlerin yaygın olarak kullandığı bu aracı kullanmamaya dikkat ediyor. Dahası bu sene hükümet, bütçe performansını geçen seneden de daha iyi götürüyor. Avrupa’nın aksine bütçe de, büyüme de çok daha iyi Türkiye’de. Yukarıda da söyledik; Türk ekonomisinin direnci bir kez daha iç ve dış şoklarla denendi ve kendini ispat etti. Arada böyle testler ekonomi açısından bence faydalı. Önümüzdeki dönemde, Türkiye’nin bütçe dengelerini iyi götürmeye devam ederken, enflasyon üzerindeki etkiye rağmen kurdaki normalleşmeyi de sağlaması gerekiyor.